http://fizy.com/#s/16md09
Aktif Olmak !
Aktif olmak böyle birşey işte sevgili okuyucular. O kadar aktifiz! Aktif olduğumuz kadar sosyalizde, bilgisayar başına oturup birşeyler yazamıyoruz, ki zaten hiç sevmeyiz bilgisayarı. Zorunda olmadıkça kullanılmaması gerek bir alet olduğunu, insanları kendi kafeslerine hapsettiklerini düşünürüz. Ama işte siz okuyucularımızı yalnız bırakamıyoruz durmadan birşey yazma isteği var içimizde … lakin yine de yazamıyoruz. Çünkü çok aktifiz.

Güneşi Gördüm !

Ve aylardır beklenilen gün … 19 haziran 2011 …
Sevgili okuyucular, o günü anlatmak için bir şeyler yazmak istiyorum ama kelimelerin yeterli kalacağını sanmıyorum ve ayrıca şu anda acı içerisindeyim. en iyisi Iron Maiden’ın çok uzun seneler unutamayacağım performansı yerine ben size güneşin performansını aktarayım biraz. Konser alanına 12.30 civarlarında varan gurubumuz o kadar şen, o kadar mutluydu ki ( kahvaltı yapmamış olanlar dışında ) kapı önünde bekleyen, müziğe aç, sadece Iron Maiden dinledim diyebilmek için ve belki de favori şarkıları Fear of the Dark’ı duymak için gelmiş mimi minicik ‘çocuk’ları gördüğünde bile bu neşesini bozmadı. Hatta Kapının açılmasına yakın kalabalıkta oluşan ‘huzursuzluğu’ gidermek için yırtıcı hayvan taklitleri ile mini minicik ‘çocuk’ların ‘huzursuzluğunu’ giderdi.
Uzun çabalar sonucunda konser alanına girdiğimizde ise ilk karşılaştığımız aslında ‘Güneş’ti, lakin anın verdiği heyecanla ne ile karşı karşıya olduğumuzun farkında değildik … balah balha balah
Abicim ne yazıcaz buraya ya, ben sıkıldım yazarken okuyan nasıl sıkılmasın hahaha … Uzun paragrafın kısası yandık arkadaşlar ve şu anda kırmızı acılar içerisinde bi adamım …
Devamını yazarım çok istek olursa okuyucularımızdan artık .
bari bir müzik paylaşayım … when the wild wind blows
*plöp* Ev Blog’u olduk !
Durdurulamaz (?) büyüyüşümüz hızla devam ediyor. Gördüğünüz gibi ( ki görmemeniz zor ) aramıza geyik sahalarından da tanıdığımız Uruguay’lı forvet Diego Ali‘de katılmış bulunmaktadır. Kendisi aynı zamanda ev arkadaşımızda olduğundan dolayı artık kendi halimizde olan blogumuzu kuzenler arası iletişimden odalar arası iletişime taşıdığımızı da gururla söyleyebilirim. gerçi hala inatla diretiyorum anca biz okuruz bu blogu diye. yani kazara bizi takip eden insanlar varsa da bir süre sonra “lan su bitmiş, kirayı verin layn.” tarzında entrylerle karşılaşabilirler şimdiden söylemesi. o zamana kadar esen kalın.
Blog’la ilgili.
*öhöm* selamlar efenim tekrardan hoş geldiniz. Öncelikle bu blog’da biraz deneysel takılacağımızı söylemek isterim. Çok uzun bir zamandan beri blog aleminden uzak kaldığımız için tabi bir hamlama mevcut bünyede.
Bu Blog olayına yeniden, sevgili (?) kuzenimin yıldırıcı ve bezdirici ısrar politikası dahilinde tekrardan bodoslama girmeye karar verdik. eh tabi hafiften kafa üstü çakıldık biraz. Asıl olayımız burası olmayacak. İnanması ne kadar zor olsa da asıl işimiz olan mimarlıkla ilgili daha ciddi bir çalışma yapacağız. Neyse o konuya sonra tekrardan döneceğim ben.
Gelelim fasulyenin faydalarına. Bu deneysel çalışma kapsamında bir kaç farklı ana grup altında birçok konu üzerine düşüncelerimizi aktaracağız. İşte bunlar nedir efendim derseniz asıl amacımız olan geyik muhabbetinden, müziğe oradan bursa kılıç kalkan dahil olmak üzere her tür oyuna kadar bir çok konu var. Tabi benim buranın çok okunacağı gibi bir kaygım yada kaygı demeyelim inancım olmadığından dolayı olaylara kendimce yaklaşacağım. Mert ne yapar tabi bilmiyorum.
Neyse gençler olayımız bu aslında. Öyle çok aktif bir blog olacağını sanmıyorum ama tabi zaman gösterir belki okuyanımız falanda olur da konu komşu beğenirse daha sık yaza da biliriz. kısmet bu işler diyerekten olaysızca dağılıyorum. saygılar efenim.
Oturmaya mı geldik ?
Şu anda evde yokuz zira dönüşümüz muhteşem olacaktır.